Otomotiv Talebini Belirleyen Makro Koşullar
Türkiye otomotiv pazarının seyrini, aracın kendisi kadar onu satın almayı mümkün kılan makroekonomik zemin belirliyor. Mayıs 2026 itibarıyla TCMB politika faizini %37 seviyesinde sabit tuttu; yüksek faiz, taşıt kredisi maliyetini ve dolayısıyla kredili araç talebini baskılayan ana unsur olmayı sürdürüyor. Buna karşın enflasyondaki yavaşlama sürüyor: TÜFE yıllık %32,61, Yİ-ÜFE ise %28,93 seviyesine geriledi. Dezenflasyon, orta vadede finansman koşullarının gevşemesi için alan açıyor.
Talebin öncü göstergesi olan otomobil satın alma eğilimi endeksi, Mayıs 2026'da bir önceki aya göre %1,5 artarak 26,9'a yükseldi — yılın başındaki 23 bandından belirgin bir toparlanma. Tüketici güveni (85,8) ve reel kesim güveni (101,0) da iyileşme sinyali veriyor; bu, yılın ikinci yarısında pazarın taban bulabileceğine işaret ediyor.
Finansman, Vergi ve Küresel Bağlam
Taşıt kredisi stoku son yıllarda hızla büyüdü: 2022'de 231 milyar TL olan stok, 478 milyar TL'yi aştı. Bu büyümenin ardında hem araç fiyatlarındaki artış hem de kredili satın almanın yaygınlaşması var. Otomotiv, kamu maliyesi için de kilit bir kalem: motorlu taşıtlardan tahsil edilen ÖTV, toplam ÖTV gelirinin son yıllarda üçte biri ile yarısı arasında bir paya ulaştı. Sıfır otomobil, TÜFE sepetinde de yaklaşık %5-9 bandında ağırlık taşıyor; araç fiyatları enflasyon algısını doğrudan etkiliyor.
Küresel tarafta LMC Automotive, 2026 dünya otomotiv pazarını bir önceki yıla göre %0,8 azalışla 94,8 milyon adet olarak öngörüyor. Pazarın yarısına yakınını Asya/Pasifik oluşturuyor; Kuzey Amerika ve Batı Avrupa onu izliyor. Türkiye'nin de dahil olduğu ihracat pazarlarındaki bu yatay seyir, üretimin ihracata bağımlı yapısı düşünüldüğünde iç pazar kadar dış talebin de yakından izlenmesini gerektiriyor.